İstanbul Sözleşmesi Vazgeçilmezdir

I’d like to start with a short disclaimer to my regular followers who are used to English, gaming articles. Recently the murder of a woman in Turkey brought a lot of attention to violence on women. The controversy is further elevated as there are talks about abolishing the Istanbul Agreement, which aims that protecting women exactly that. Unfortunately, this was neither the first nor the last death and I’m infuriated as many citizens are. So this article will be in Turkish and about the subject. I chose to write it here as this is my main, permanent outlet.

nar Gültekin’in ölümü, en azından benim çevremde, son bir iki günün en önemli konusu oldu. Bir yandan nasıl ve niye’leri, bir yandan tüm olayın korkunçluğu, bir yandan tam da İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılma ihtimali… Arada katil zanlısı ortaya çıktı ve hemen herkes bir şeyler yazdı tabii sosyal medyaya… ve ben okudukça sinir kübüne döndüm.

Image for post
Image for post
Pınar’ı yeni kaybettik ama ne ilk kaybımız, ne de son olacak. Yakın zamandan Özgecan’ı hatırlıyorsunuz değil mi? Ona kulbunuz neydi? Minibüse binmesin mi? Kadınlar bunu kabullenmek zorundalar mı?

Diyeceklerime geçmeden çok önemli bir yerden başlayalım:

Kadınları dinleyin arkadaşlar. Kafanızda önyargılarla “ya bu feministler…” “ya kadınlar da…” diye başlayan cümlelerle dinlemeyin. Gerçekten dinleyin. Sanki arkadaşınızmmış, kardeşinizmiş, sevdiğinizmiş gibi dinleyin. Önem vermeniz için tanıdığınız olmaları gerekmesin. Sizin kardeşinizin başına gelen şeye başkaları “o kadın” diye bakacak, siz onların kardeşine “o kadın” diye bakmayın. Bırakın önyargıları, dinleyin. Gidip en “1. dünya problemi” şeklinde konuşan iki kişi dinleyip “ya derdiniz bu mu” demeyin. Bu yazıyı bırakın, ön yargılarınızı bir kenara koyun, gidin biraz kadınlar ne diyor onu dinleyin.

Biraz dinledim, biraz okudum geldim diyorsanız şimdi bir daha gidin. Bu yazıdan çok onları dinleyin. GERÇEKTEN dinleyin.

Hepsinden sonra buraya geldiyseniz, devam edelim. Benim bu yazıyı yazma sebebim başta destek olmak ve yükselen seslere bir tane daha eklemek. Diğeri de kendi bakış açımı paylaşarak belki başkalarının da bakışını genişletmek olacak. Sinir kübüne döndüğümü söylemiştim. Döndüm çünkü sürekli gördüğüm yorumlar var, bu konular üstünden gideyim. Sakince ve medenice yazmak için elimden geleni yapacağım.

“Doğru kişiyi seçseymiş”

Bu lâf en iyi ihtimalle “gerçekçi” olmaya çalışan, en kötü ihtimalle incel’e kadar yolu var. Arkadaşlar öncelikle Pınar Gültekin yıllar içindeki binlerce vefat ve sayısını asla bilemeyeceğimiz ama sayısız şiddet davasından sadece biri. BİRİ. Ondan diyorum iki olaya bakmayın diye. Olay bu dava değil. Kadınlara şiddet uygulayanlara bakalım:

Durumun saçmalığının farkında mısınız? Erkekler olarak bir iki davaya bakıp “ya işte böyle adamlarla birlikte olursa…” demek kolay ama genel duruma bakarsanız “öyle adamlar”la kısıtlı değil, HİÇ değil hem de. Burada şiddet dediğim öyle hafif gaslightlar falan da değil bu arada. Fiziksel şiddet, cinsel şiddet, ağır duygusal şiddet, hepsi var.

Bakın tekrar diyorum, HER KESİM. GERÇEKTEN her kesim arkadaşlar. “Ben tanırım” falan demeyin. Doktorundan avukatına, fakirinden zenginine, HER YERDE var.

Ayrıca olay tanımak da değil zaten. Hadi diyelim tanıyabiliyor kadın, süper güçler geliştirdi. Ya kadın niye böyle bir hayat yaşamak zorunda? Düşünebiliyor musunuz, kafanızdaki sorular şöyle: “Anlaşıyor muyuz” “Uzun vadede gider mi” “Cinsel hayat nasıl olur” “Acaba hayır dersem tokatlar mı” “Geziye çıksak eğlenir miyiz” “Acaba bir gün kafayı kırıp beni öldürme potansiyeli var mı” “Yemek yapabiliyor mu”

Sıkıntıyı görebiliyor musunuz?

“Erkeklerin de dertleri var”

Var birader var, anladık. Kadına şiddete karşı olan erkekler erkek değil mi? Farkında değil miyiz? Bu yaptığınız tam #BlackLivesMatter diyenlere karşı #AllLivesMatter demek. Kadın hakları savunanların erkek haklarıyla alıp veremediği yok ki? Hayır sen de başlat abi bir hareket. Ağlama hakkımı istiyorum, ev erkeği olup yargılanmak istemiyorum diye başlat. Ben sana bir şey diyeyim, sana en çok desteği kim verir biliyor musun? Kadınlar verir. Zaten feministlerin içinde ciddi bir kısım olayları toplumsal sorun olarak alıyor ya da erkeklerin üstündeki baskıları ve şiddeti de kapsamlarında kabul ediyor. Ama sen kardeşim, sen gidip EN ZIT feministlere bakıyorsun, sonra diyorsun ki vay feminikler bilmemne, yok feminazi. Ya sen onlarla muhattap olmasana? Yani düşünsene, mahalleden geçiyorsun, tam belli bir köşede bir kabadayı var. Ama yani o kadar sokak, o kadar yol içinde tek köşe. Sen gidip o köşeye bakıyorsun ve diyorsun ki “bu mahalle çok kötü.”

Kimse erkeklerin sorunu yok demiyor. Kimse uzun vadeli çözümlerin toplumsal olduğunu inkâr etmiyor. Edeni ciddiye almayalım. Ama bugün, 2020 yılında, en modern ortamlarda yaşayan kadınlar bile (bugün çevremdeki iki kadının tweetlerinden okuduğumu yazıyorum) hayali erkek arkadaşlar yaratıp haklarında konuşuyorlar ya da kapıyı açarken sutyenini, hırkasını, pantalonunu falan giyiyorlar.
“Ben de erkek olarak sokakta yürürken bir kadın görünce zora düşüyorum abi, önden mi gidiym arkadan mı gidiym, erkek olmak da zor” diyen gördüm. Ya da işte internette erkeklere laf edilen bir şeyleri görüp “artık erkekler dışlanıyor…” falan. Ya arkadaşlar kadınlar GERÇEK HAYATTA ÖLDÜRÜLÜYOR. Size uzak geliyor biliyorum, ondan diyorum kadınları dinleyin gözünüzü seveyim. Şu yazıyı şuraya kadar okuduysanız, gidin dinleyin. Çünkü kadınlar çocukluktan beri nasıl yürüdüğüne, nasıl konuştuğuna, aldığı iltifata nasıl cevap verdiğine, nasıl hayat yürüttüğüne, HER ŞEYE dikkat etmek zorunda. Hepimizin yaşadığı sosyal dışlanma ya da “kötü mahallede” saldırıya uğrama gerginlikleri onlar için de var, üstüne de “acaba bu herifin içinde bir manyak var mıdır” var.

Kadınlar niye bu gerginlikle yaşamalı arkadaşlar? Hayatınız boyunca her ilişkinizde (ve sadece romantik ilişkilerde değil, HER ilişkide) bu gerginliği yaşadığınızı düşünmeye çalışın.

Eğer toplumu düzeleteceksek, özellikle Türkiye’de belki de en büyük öncelik kadın haklarında olmalı (başka bir konu da LGBTQ+, ama bu yazıda odağımız kadınlarda). Kadınlar eğer sağlıklı ve özgür yaşayamıyorsa, daha temel yaşamlarında sıkıntı varsa toplum nasıl düzelecek? Hayır ayrıca büyük planınız nedir ya onu bir paylaşın merak ediyorum.

Bunların dışında bir de anlaşılmayan şeyler var. Mesela kadınlara yapılan ufak tacizlerin ne kadar normalleşmiş olduğu, bunun da içselleştirilmeye dönmesi. İçselleştirilen, normalleştirilen konularda konuşmanın, harekete geçmenin zorlukları. Neyse, bu konu hakkında söyleneceklerin sonu yok. O yüzden ben yazıyı başladığım şekilde bitireceğim.

Lütfen önyargılarınızı tamamen atın ve çevrenizdeki kadınları, çevrenizde olmayan kadınları, hepsini dinleyin. Onların açısından bakmaya çalışın. “Erkek” kelimesini duyduğunuz gibi eğer erkekseniz üstünüze alınmadan dinleyin. Onlar açısından bakarken zamanı da biraz geçmişe götürün, zaman içinde içinizde nasıl görüşler, nasıl alışkanlıklar olacağını da göz önünde bulundurun. Kadınları anlayın. Niye bu kadar haykırıyorlar, niye bu kadar öfkeliler, niye bu kadar endişeliler, anlayın.

Sonra da İstanbul Sözleşmesine bir göz atın (Habertürk bir pdf paylaşmış), hepsini okumak değil ama en azından madde başlıklarına göz gezdirip bazıları okuyun.

Bunun sonunda umuyorum niye bu sözleşme gerekli, niye bu sözleşme atılamaz ve niye bu sözleşmede korkulacak bir şey yok anlamış olacaksınız. Bırakın bu sözleşmenin kaldırılması, maddelerinin daha iyi uygulanmasına ve genişletilmesine ihtiyacımız var. Genişlesin ki kadınlarla ilgili her konu kapsama alınsın, üstüne hem LGBT hem de erkeklerin sorunlarına yönelik maddeler de eklensin. Ama bir yerden başlamamız gerekiyor, başladık da. Geri adım atmayalım. Sesimizi çıkaralım.

Son olarak burada hem konu hakkında bilgi, hem de destek olabileceğiniz kurumları paylaşmak istiyordum ama elimde bir liste yok benim de. O yüzden bir tweet attım, onu paylaşıyorum, altına geleceğini ve genişleyeceğini umduğum bir liste bulabileceksiniz.

Sürçülisan ettimse affola. Sabah yazmaya başladım, oraya buraya bakarken sinirlenip durdum. Arada odağımı kaybetmiş olabilirim ama demek istediğim şeyin belli olduğunu düşünüyorum. Bu kayıpların azalması, sosyal adalete ve hukuk sistemine güvenebileceğimiz günleri görmek dileğiyle.

Written by

Gamer, gaming industry wanderer, development and design enthusiast. Current WIP: TBD

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store